KAHRAMANIN YOLU

11 haftadır her gece 2.30 civarı kalkıp 2.5 saat Amerikalı hocamın Jyotişa (Vedik/Hint astronomi ve astrolojisi) derslerine katılıyorum. 3-4 yıl boyunca belli aralıklarla böyle devam edeceğim bir okul bu. Bu kursu Türkiyeli bir hocadan da alabilirdim lakin takip ettiğim bir hocanın kimlerden eğitim aldığı, ne kadar süre kimlerin öğrencisi olduğu bilgisine ulaşamadım. Ve o esnada karşıma tüm eğitim geçmişini öğrenebildiğim ve çok saygı duyduğum hocalarla çalışmış Amerikalı hocam çıktı. Bir iki yazışma sonrası da öğrencisi oldum. İyi ki de oldum! Hocamdan çok razıyım 🙂 Her ne kadar saatler biraz zor olsa da her ders yeni bir ilham oluyor. Bu geceki dersten sonra da sabah kahvesi eşliğinde eşimle sohbet ederken dilimden dökülenler eşimin tavsiyesiyle yazıya dökülüp paylaşılmak istedi. 

Bu derslerden şu an için kendimi anlamama ve hayatımın dokusunu kabul etmeme yardım eden manevi gerçekliklerle çıkıyorum. Her öğrendiğim bilgiyi önce kendi haritamı yorumlamak için kullanıyorum. Kısaca doğum haritası, doğduğumuz gün, saat ve ülkede/şehirde gökyüzünün fotoğrafı gibi bir şey. O esnada hangi gezegen neredeydi, hangisi ufuktan yükseliyordu, hangisi alçalıyordu, hangisi hangisiyle ne mesafedeydi gibi tarif edici bilgilerle dolu bir fotoğraf. Ve bu fotoğraf bizim aslımız oluyor. Huyumuz, suyumuz, boyumuz, düşünce biçimlerimiz, motivasyonlarımız, kendimizle ve çevremizle ilişkimiz, hastalığımız, sağlığımız ve nicesi hayranlık uyandırıcı ölçüde bu fotoğraftan okunabiliyor. Ve ben bu fotoğrafa bakarak bazen hüngür hüngür ağlıyorum bazen güç alıyorum bazen teslim oluyorum. Bu dersten sonra da şöyle oldu:

Haritamı aldım karşıma ve kendime dışardan bakmaya başladım. Geçmişte, bugün ve yüksek ihtimalle gelecekte çoğu acımın kaynağı oradan el sallamaya başladı. OLMADIĞIM BİRİ GİBİ OLMAYA ÇALIŞMAK. LİMİTLERİMİ KABUL ETMEMEK VEYA POTANSİYELİMİ BASTIRMAK. KENDİMİ YADSIMAK. Daha da yazılır da nihayetinde hepsi aynı kapıya çıkıyor. Derinlemesine incelenebilecek bir psikolojik durum olabilir ama ben bu yazıda özellikle batı aydınlanmacı düşünce sisteminin her şeyi psikolojize (böyle bir kelime yok ama işte anlayın siz) eden haliyle değil de antik bir kültürün parçası olarak bilgeliğini evrenden alan Jyotişa ile bu durumu incelemek istiyorum. 

Ben çocukluğumdan beri ikiliklerin ortasındayım. Fiziksel ortamımla manevi ortamım çok nadir eşleşmiştir. Ya olduğum yere ait hissetmemişimdir ya da ait hissettiğim yerde sürekli kalamamışımdır. Babaanneme anne demişim, kardeşlerimi sonradan kardeş edinmişim gibi geç sevmişim, kendimi ne aileme ne doğduğum şehre (Ankara) ne de ülkeye ait hissetmişimdir. Hep kaçmak hep gitmek istemişimdir. Öğretmen oldum ama “ben niye öğretmen oldum, ben insan içinde olmayı sevmiyorum” diye söylenmişimdir. Ve kaçmaya çalıştığım her şey ya peşimi bırakmamış ya da ben kaçtığımı sandığım yoldan bir bakmışım geri dönmüşümdür. Ve Jyotişa çalıştıkça görüyorum ki kaçtığım her şey, öyle değilmiş gibi yaptığım her şey zaten öyle olması gereken, kaçmak yerine içinde kalıp geliştirmem, büyütmem veya destek olmam gereken her şey. Ve ben yıllarca kaçmanın yorgunluğu ve kaçmak için aldığım, kullandığım her şeyin, çıktığım seyahatlerin borçları içinde acılarla yuvarlanıp durmuşum.

Bir çoğumuz farklı şekillerde de olsa kendi gerçekliğimizden kaçıyoruz. Olmadığımız biri gibi davranıyor, giyiniyor, yiyor, konuşuyor, olmayan paralarla alışveriş yapıyor, yalnız kalmamak için bize it gibi davranan adamlarla birlikte oluyor, gerçekten istemediğimiz halde yapmış olmak için bir sürü şey yapıyor ve sonra depresyona giriyoruz. Söyleyeceğim şeyi anlamak, hissetmek ve içinde bulmak kolay değil biliyorum ama ben inanıyorum ki her birimizin bu dünyaya katacağı özel bir anlam var. Bu devrimler, keşifler, icatlar yapmak, influencer olmak, Instagram’da bilmem şu kadar takipçinin olması, bu kadar like almak olmak zorunda değil. Kimisi için öyle ama herkes için tek bir özellik/yol yok. 

Bizim eski mahallede bir amca vardı mesela. Çöplerden bir şeyler toplardı. Aksardı. Çöplerden ayıkladığı yenebilecek ne varsa kedilerle paylaşırdı. Balkondan izlerdim onu. Sonra bir gün bir sebeple yanına gittim, konuştuk. Gözleri babamın gözleri gibi mavi, ışıl ışıl, sesi de tok ve çok dingindi. Bazı insanları tanımasanız bile yanında huzurlu hissedersiniz ya, o da öyleydi. Kediler de onu çok severdi. Etrafında, el arabasında bir sürü kediyle gezerdi. Belki onun da o biricik özelliği hayvan sevgisiydi ve ona yetmişti. Bu yüzden üstündeki tüm kire, lekeye rağmen gözleri ışıldıyordu. Ne çok sevdim ben o amcayı. 

Ben inanıyorum ki hepimizin içinde bir süper güç var. Bize empoze edildiği anlamıyla “süper” olmak zorunda değil. Her birimiz onu yüreğimizde taşıyoruz. Maalesef yaşama yüklenilen ikincil anlamlarla boğuşurken, koştururken üstüne basa basa o gücü iyice derinlere gömüyoruz. Sonra başlıyor kimlik kargaşası, anlam arayışı ve sonra işte o yoga kamplarına, şu detoks programlarına, sürdüremeyeceğimiz, gerçekliğimize hizmet etmeyen eylemlere takılıp savruluyoruz. Peki ne yapmalı? Herkes için tek bir cevap yok. Ben kadim doğu öğretilerini öğrenerek ve hayatımı o öğretilerin çerçevesinde yaşamaya çalışarak kendi gerçekliğimi, limitlerimi (maddi, manevi), potansiyellerimi, onların ne kadarını gerçekleştirebileceğimi (yani Secret yapmadan, her şeyi pozitife bağlamadan, negatiften de öğrenebileceklerimi kabul ederek) ve olduğum halimle nasıl bir titreşim yaydığımı ve o titreşimin benim egomu beslemeye hizmet etmek dışında ne işe yarayacağını izleyerek var olmaya çalışıyorum. Sen belki terapi alırsın, belki bahçecilik yaparsın, belki bir başkasının nefret edeceği bir işi çok severek yaparsın, belki sadece yazarsın, belki sadece yemek yaparsın… Yemek deyince aklıma Julia Child geldi – sadece yemekten değil en son onun doğum haritasını incelediğim için 🙂 Erkeklerin domine ettiği aşçılık dünyasında var olma çabasının tek sebebi belki de onun özel gücünün yemek yapmak olmasıydı. İzlemediyseniz Julie&Julia filmini izlemenizi tavsiye ederim. Çok keyifli ve ilham verici. 

İçinizdeki süper kahramanları selamlayarak bitiriyorum.

Sevgimle. 

Berrin

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google fotoğrafı

Google hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s